VE AĞUSTOS AYI GELDİ

Engin Erkiner 


Ağustos 2018 www.enginerkiner.org ’un onuncu yılı oluyor. Bu site sadece kendi örgütsel tarihimiz açısından değil genelde devrimci hareket için de iyi bir iş başardı. Kendimizi bir yana koyalım. Suriye gizli servisi Muhabarat’ın devrimci hareket içinde örgütlenmesini engelledik. Hepimiz eskiden beri MİT’in devrimci hareket içine elemanlar soktuğunu düşünürdük ve bu doğruydu da. Lakin, hiç birimizin aklına Muhabarat gelmezdi!..  

1982’den başlayarak aklımıza geldi daha doğrusu gelmedi gördük. 1980’li ve 1990’lı yıllarda bu Suriye’de yaşamak zorunda kalan Türk ve Kürt devrimciler Muhabaratlaşan bir örgütü, Acilciler’i ve kendini “genel sekreter” ilan etmiş şahsı gördüler. Aradan yıllar geçti, konu unutulur gibi oldu. Ama 2008’den başlayarak ilgili şahsın sadece Muhabarat değil MİT bağlantısını da açığa çıkardık. 

Konuyla ilgili olarak öncelikle benim ve İbrahim Yalçın’ın yazılarının yanı sıra başka arkadaşların yazıları da bu siteden okunabilir. 

Konuyla ilgili çok sayıda yazı var ama bana sorarsanız en harika yazı İbrahim’indir. MİT Marmara Bölge Başkanı Osman Nuri Gündeş emekliliğinde anılarını yazar ve Acilciler içine “elemanlar” (çoğul konuşuyor!) soktuklarını açıklar. 

“Genel sekreter” Lazkiyeli Muhabarat hemen kitabın ilgili bölümünü kendisinin ve Ali Fuat’ın adını çıkararak yayınlar. Ne kadar kurnazca bir çaba, değil mi! İbrahim kısa sürede kitabın orijinalini buldu ve gerçeğini yayınladı. Sitenin arama bölümüne Osman Nuri Gündeş yazarak ilgili yazıları bulabilirsiniz. 

Başka kanıta gerek yok aslında, bu bile yeterdi ama ilgili şahsın Mart 1978’de yakalandığında MİT ile işbirliği konusunda başka kanıtlar da vardı. 

Onuncu yıl vesilesiyle yayınlanacak yazılarda bilinenleri tekrarlamayacağım, o yoğun çabanın arkasındaki bazı bilinmeyenleri anlatacağım.

Sizler de mesela bu site hayatınızda nasıl bir değişikliğe neden oldu, bunu anlatabilirsiniz… Veya anlatabileceğiniz başka konular da olabilir…

Bu konuda yazılacak yazılar www.ibrahimyalcin-paris.blogspot.com sitesinde yer alacaktır. Başlangıç bu sitede [ www.enginerkiner.org ] olacak, devamına bağlantı verilecektir.

İkinci konu Müntecep Kesici ile ilgilidir. Müntecep’in örgüt içi infazda hayatını kaybetmesi kendi başına bir olay değildir. 

1982 yılının yaz aylarında Avrupa’da ve Suriye’de birbirinden bağımsız gelişen iki muhalefet vardı. İçinde benim de bulunduğum Avrupa kanadı Ağustos ayında açık adım attı ve ayrıldı. Bu aynı zamanda 12 Eylül sonrasının ilk büyük ayrılığıydı ve duyulmaması mümkün değildi. Suriye’de daha önce Günay Karaca da muhalefetten olduğu gerekçesiyle öldürülmek istenmişti. Ayrılık somutlaşınca provokasyonlarına hız vereceklerdi. 

Bu süreci anlatacağım. Müntecep’i Antakya’dan tanıyanlar ve ek olarak bu süreci Suriye’de yaşayanlar da konuyla ilgili olarak yazmalıdırlar… 

Bu yazılar da  www.muntecep-kesici.blogspot.com  adresinde yer alacak. Yazıların sadece başlangıçları sitede yer alacak ve tamamı için ilgili bloga bağlantı verilecek.





MÜNTECEP KESİCİ

Engin Erkiner


Blogu facebook veya bu site [ http://enginerkiner.org ] üzerinden açamazsanız, bazen böyle olabiliyor, adresi kopyalayıp açabilirsiniz. 

Müntecep Kesici Acilciler için özel bir isimdir ama bu özellik bizimle sınırlı değildir. Müntecep Kesici 12 Eylül 1980 sonrasında örgüt içi infazda hayatını kaybeden ilk devrimcilerden birisidir. 

1974-1980 döneminde devrimci hareketin önemli özelliklerinden bir tanesi de sol içi çatışmaydı. Sol içi çatışma derken devrimcilerin birbirini öldürmesini kastediyorum. Çok sayıda yaralıyı hesaba katmıyorum. 

Sol içi infaz iki çeşitti. Devrimci örgütün başka bir devrimci örgütten kişiyi infaz etmesi veya aynı örgüt içinde infaz yapılmasıydı. 

12 Eylül 1980’den kısa süre sonra gerçekleşen ilk infaz Adana’da Ali Çakmaklı’nın öldürülmesidir. Öldürenler Acilciler’dendi. Ali Çakmaklı rakip örgüttendi (HDÖ). Bundan kısa süre sonra HDÖ içinde Nebil Rahuma infaz edilecekti. 

12 Eylül sonrasında infazlar duraklar gibi oldu ama bitmedi. Ek olarak, ülke dışında da sürdü. Müntecep kesici ülke dışında soldaki ilk örgüt içi infazdır. Örgüt çizgisine muhalifti ve hazırlanmış bir provokasyonla katledilecekti. 

Bu cinayeti daha da önemli kılan, yeni kurulmuş Faşizme Karşı Birleşik Direniş Cephesi (FKBDC)’nin devrimciler arasındaki şiddeti örgütün ilk sayısındaki yayın organında kınamasının hemen ardından gerçekleşmesiydi. 

FKBDC kurulmasının ardından, hem kuruluşunu duyurmak ve hem de önemli konulardaki görüşlerini açıklamak amacıyla az sayfalı bir dergi çıkarmış ve kuruluşunu duyururken de devrimciler arasındaki şiddeti kınamıştı. 

FKBDC sekiz örgütten kurulmuştu: Devrimci Yol, PKK, TKEP, İşçinin Sesi, Acilciler, Devrimci Savaş, TEP ve Kıvılcım. 

Suriye’de kurulduktan kısa süre sonra gerçekleşen bu örgüt içi infaz önce kaza olarak gösterilmeye çalışılır. Bu konuda açıklama yapan bildiriyi hatırlıyorum ve gülünç bile değildi. “Havaya taş attık, taş kuşa çarptı, kaza oldu, kuş öldü” türünden bir açıklamaydı. 

FKBDC bu açıklamaya inanmayacak ve ilgili örgüte ihtar cezası verecekti. 

Müntecep’i çok kısa tanıdım. Antakya’daki dönemini bilmiyorum. Suriye’de kaldığım dört aylık süre içinde (Aralık 1980 sonundan 1981 Nisan sonuna kadar) tanıdım. 

Düşüncesini açıkça söyler ve gerektiğinde sert sözlerle savunurdu. 

Örgütün Cemil Esad ile işbirliği içinde Muharabatlaşmasına (Muhabarat, Suriye gizli servisinin adıdır!) şiddetle karşı çıkıyordu. 

Zafer adlı ne işe yaradığını kimsenin anlayamadığı bir merkez komitesi üyesi kendisini ikna etmekle görevlendirilmişti. “Biz Cemil Esad’ı kullanıyoruz” diye başlıyor ve benzeri gerekçeleri sıralıyordu ama bunlar Müntecep’in fikrini değiştirmiyordu. 

Arap olan ve Arapça bilen bazı arkadaşlar Suriye’de hiçbir başarı şanslarının bulunmadığını nasıl anlamadılar, bilemem. Bir ülkede o ülkenin gizli servisini arkasına almış insanlarla mücadele edemezsiniz. Önüme çıkan ilk fırsatta Suriye’yi terk edecektim. 

Müntecep hazırlanmış bir provokasyonda yaralanır ama “İhvancıdır (Müslüman Kardeşler’dendir), bırakın ölsün” denilerek hastaneye kaldırılması engellenir. Müntecep’i sözüm ona kazayla vuran tipe de hiçbir şey olmaz. Bir ülkenin gizli polisi arkanızdaysa bir şey olmaz herhalde…

Müntecep Kesici’nin Antakya’da 12 Eylül öncesinde eylemleriyle tanındığını duydum ancak bu konuda fazla bilgim bulunmuyor. 

Bunları yazın derim. Yazın ve yayınlayalım…

Başka bilinmeyenler varsa onları da yazın, yayınlayalım…